TSMD
 
 
mimarlıkmerkezi
istanbulsmd
izmir smd
Mimar Sinan'ın Aramızdan Ayrılışının 426. Yılında Onu Anıyoruz
Mimar Sinan'ın Ruhu Onu Kopyalayıp Taklit Ederek Değil, Gelecek Nesillerin Gurur Duyacağı Bir Mimarlığı Miras Bırakarak Yaşatılabilir.

Bugün 9 Nisan 2014, Büyük Usta Mimar Sinan'ın anıtı önünde, onu ölümünün 426. yılında bir kez daha anmak için bir araya geldik.

Bu günün önemi nedeni ile her yıl bir basın bildirgesi yayınlamaktayız. Biz, aşağıda imzası bulunan Sivil Toplum kuruluşları olarak geçen yıl duyduğumuz kaygıların giderek artmakta olduğunu ve sorduğumuz sorulara cevap almak yerine, soruların kaynağı olan sorunların bugün daha da vahim duruma geldiğini görmekteyiz. Bu nedenle sorularımız ve onun kaynağı olan sorunlar çözüme kavuşuncaya kadar her yıl aynı bildiriyi kamuoyuyla paylaşacağız.

Mimar Sinan, tüm mimarlık tarihi için çok önemli ve bizler için de ayrıca gurur kaynağıdır. Mimar Sinan çağının karakterine uygun, özgün ve yüzyıllara meydan okuyan mimari eserleriyle günümüze ulaşmıştır. Eserleri, çağının görkemine uygun yaratıcılıkta ve hassasiyettedir. Ses, akustik, ışık, gölge, hacim, renk, malzeme benzeri birçok konuda yapısal zenginlikleri, etkileyici sakinliği, huzur veren, saygı uyandıran elitliği ve mühendislik dehası günümüzde bizi şaşırtmaya devam etmektedir.

Eserleri ışığında günümüzde bizlere çok ciddi bir sorumluluk düşmektedir. Yozlaşmaya karşı duyarlı olmamız önemlidir. Ankara'da Kent kapıları adı altında üretilenler bu bağlamda üzücü ve yorucudur. Ülkemizdeki kirlenmenin de doğal yansımasıdır.

Tarihimize olan saygımızı nitelikli mimarlık eserlerini özenle belgeleyerek ve koruyarak gösterebiliriz. Onları gelişigüzel taklit edip kopyalayarak gelecek nesillere gurur duyacakları bir mimarlık mirası bırakmamız maalesef mümkün değildir. Mimarlık çağlar boyu tüm kültürlerde uygarlık ve saygınlık sembolü olarak kabul edilmiştir. Günümüzde verdiğimiz yanlış kararlar yakın gelecekte saygınlıktan çok uzak, kültürsüz ve niteliksiz yapılı çevreler olarak bize geri dönecektir. Mimar Sinan'ın kendi zamanının ötesinde yapıtlar üreterek günümüze ulaşmasını kendimize örnek almalıyız. Sinan'ın ruhu onu kopyalayıp taklit ederek değil, gelecek nesillerin gurur duyacağı bir mimarlığı miras bırakarak yaşatılabilir. Tüm boyutlarıyla düşünülmeden alınan anlık kararlarla kentlerimizin, tarihsel belleğimizin ve geleceğimizin zarar görmesine izin vermemeliyiz.

Dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de mimarlar, tasarım ve sanatla uğraşan kişiler kendi mesleki kimliklerine paralel olarak eleştirel bir kültürü, toplumsal bir duyarlılık ve direnme noktasını, gücünü sanattan alan bir öncülüğü ve çağ bilincini temsil etmektedir. Mimar Sinan'ı andığımız bugün, başkentteki mimarlık örgütleri olarak, hem tasarım hem de teknik üstünlükleri ile Mimar Sinan'ın eserleri karşısında bir kez daha saygıyla eğilirken, şu soruları sormaktan kendimiz alamıyoruz:

1. Arka arkaya çıkartılan "Afet Yasası", koruma alanındaki ilke kararları değişiklikleri ile tüm kentlerimiz tarihi, kültürel ve doğal mirasımız, yapılaşmaya açılmakta ülkemizin zengin kültürü yok edilmektedir. Bu süreçte getirilen yeni düzenlemeler tarihi eserler, doğal ve arkeolojik sit alanları üzerindeki korumayı da kaldırmakta, koşulsuz olarak kamu yapılarının yapılmasına olanak sağlamaktadır. Artık adaletsizlik ve yargı kararlarına rağmen hukuksuzluk üzerine kurulu bir tahribattır yaşadığımız. Kültürel mirasımızda ‘'Yıkmak'' ve tarihsel değerleri yok sayarak yapmak üzerine kurulu bir anlayış söz konusudur. Bu yıkmak ve yapmak eski eserleri de kapsadığına göre Mimar Sinan'ın depremden zarar görmüş yapıları da yıkılacak mıdır? Mimar Sinan'ın eserlerinin de yanına ya da üstüne kamu yapıları yapılacak mıdır?

2. Mimarlığın yaratıcılığı ve özgünlüğü, mimarların üzerindeki siyasi baskılar ve rant baskısı ile tekdüzeleşerek, kopya eserler üretmeye, hapsedilmeye çalışılmaktadır. Mimarlar sanattan, kültürden, özgür ve demokratik ortamlardan beslenerek eserlerini üretirler. Ürettikleri her eserde, özgünlük, teknoloji ve yaratıcılık, insan ihtiyaçları ile harmanlanarak tasarımın özgür ortamında kullanıcıları ile buluşur. Bu buluşma tasarım sürecinin özgürlüğü ile ifadesini bulur. Bugün mimarlık adına topluma sunulan ise tasarım özgürlüğünün kaldırıldığı bir dayatma sürecidir. Mimar Sinan'ın üzerinde tasarım özgürlüğünü kısıtlayan baskılar olsaydı bugün övündüğümüz eserlerini yaratabilir miydi?

3. Her bölgenin ve kentin kendine özgü bir mimari kimliği, kent dokusu vardır. Oysa kentsel dönüşüm projeleri uygulamalarında her yerde aynı tip uygulamalar yapılarak mevcut kültürel zenginlik yok edilmektedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tip proje kavramına bir de tip kentler kavramını mı eklemiştir? Mimar Sinan'ın eserlerindeki yapı-kent ilişkisini bugünkü yaklaşımla şekillenen kentlerde kurmak mümkün müdür?

4. Günümüzde sanat, kültür, yeşil ve kamusal alanların ticari alanlara feda edildiğini görüyor ve hem mimarlık hem de kent yaşamı adına endişe duyuyoruz. Kent yaşamının kültürel, sanatsal ve doğa ile uyumlu olmasını sağlayacak bir fiziksel planlama ile zenginleşmesi için bir program öngörülmekte midir? Plansız planlamadan vazgeçmek mümkün değil midir?

5. Mimarlık eğitimi, tasarıma dayalı bir eğitimdir. Tasarım da çeşitli kaynaklardan beslenir. Tasarımın kaynaklarını yok ederek iyi mimar yetiştirilemez. Konutların tek tip, okulların geçmişteki değerli eserlerin kötü kopyalarının olduğu bir çevre geleceğin mimarları için nasıl bir yaratıcı kaynak olabilir?

Mimarlık örgütleri olarak bu sorularımızın yanıtlarını ilgili kuruluşlardan ısrarla beklemekteyiz.

Özellikle Ankara'da uygulanmak istenen projelerle "Ankara'nın başkent kimliği" yok edilmeye çalışılmaktadır. Mimari açıdan dönemini temsil eden değerli Cumhuriyet Dönemi ve modernist dönem yapılarını ortadan kaldırmaya ve/veya değiştirilmeye yönelik sürecin hızlandırıldığı bu dönemde, sorularımız ülkemiz mimarlığında sürekliliği ve yenilikçiliği korumaya yöneliktir. Sorularımız, topluma karşı duyduğumuz sorumluluğunun gereğidir.

Bugün 9 Nisan 2014 Mimar Sinan'ın aramızdan ayrılışının 426.yılı, Sinan anıtının önünde bir kez daha, ülke yöneticilerine, yerel yönetimlere, kentlerimize ve mimarlığa sahip çıkarak bu ülkenin sahipsiz olmadığını hatırlatıyoruz.

TMMOB MİMARLAR ODASI ANKARA ŞUBESİ, MİMARLAR DERNEĞİ 1927, TÜRK SERBEST MİMARLAR DERNEĞİ
 
Web Uygulama: AdaNET