TSMD
 
 
istanbulsmd
izmir smd
4. Serbest Mimarlık Dernekleri (SMD'ler) Çalıştayı Duyurusu

Türkiye'de serbest mimarlık yapan mimarları bünyesinde barındıran Serbest Mimarlık Dernekleri, SMD'ler 10-11 mayıs 2012 tarihlerinde Bodrum'da 4. Çalıştaylarını gerçekleştirdiler. Çalıştayda SMD'lerin örgütlenme süreçleri, Türkiye ortamında mimarlık mesleğinin uygulanma koşulları, yapılı çevrenin sorunları üzerine çalışma ve değerlendirmeler gerçekleştirildi. Bu çalışmalar sonunda SMD üyeleri aşağıdaki görüşleri kamuoyu ile paylaşmayı gerekli görmektedirler:

Bugünün ortamında Türkiye'de gündeme getirilen ve kamuoyunda "kentsel dönüşüm yasası", "afet yasası" olarak bilinen düzenlemelerin yanısıra gerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve TOKİ gibi kurumlara verilen olağandışı yetkiler, gerekse meslek örgütlerinin varlık zeminlerini ve yetkilerini kısıtlamaya yönelik girişimler nitelikli, mimarlık mesleğinin gerek ve önceliklerini öne alan bir çevre politikası geliştirmekten çok rant ekonomisinin önünü açmayı hedeflemektedir. Serbest mimarlık mesleği giderek bu ekonominin meşrulaştırılma zeminine indirgenmeye çalışılmakta, söz konusu yeni düzenlemelerin getirdiği yüksek yoğunluk ve eklektik planlama anlayışı nitelikli, özgün, yenilikçi olmanın yanısıra çevre, tarih ve kültüre gerçek anlamda saygılı, kentin ve kentlinin çıkarlarını öne alan, sürdürülebilir bir mimarlık anlayışının önünü kesmektedir. Benzer biçimde kısıtlanmaya, hatta yok edilmeye çalışılan müelliflik ve telif hakları mimarlık mesleğine çok boyutlu müdahalelerin önünü açmakta, yapılı çevrenin ehliyetsiz kişiler tarafından şekillendirilmesine ve keyfi ya da çıkar amaçlı müdahalelere zemin oluşturmaktadır.

Bugün özellikle kamu eli ile üretilen yapılarda müellif seçimi ve mimarlık hizmeti elde edilme yöntemleri, ilgili yapı konusunda yetkin, deneyimli mimar seçimi ve nitelikli bir mimarlık hizmeti gerçekleşmesine yönelik kısıtlar ve sorunlar barındırmaktadır. Mevcut ihale düzeni içinde büyük ölçekli kamu yapılarının çoğu bakanlık ve meslek odası fiyatlarının çok altında, ama daha önemlisi ilgili konuda yetkin olmayan mimarlar tarafından, çağdaş proje standartları sağlanmadan gerçekleştirilmektedir. Bu durum bir yandan elde edilen yapı ve çevrelerin nihai kaliteleri üzerinde belirleyici olurken, gerek ilk yapım aşamasında gerekse uzun vadede kamunun ek iyileştirme ve işletme maliyetleri ile karşı karşıya kalmasını getirmektedir. Özellikle büyük ölçekli, kamuya açık ve simgesel niteliği olan projelerde nitelikli bir mimarlık hizmeti aranmaması telafisi güç sonuçlar yaratmakta, Türkiye için olası fırsatların yitirilmesine neden olmaktadır.

TOKİ ve Kamu eli ile gerçekleştirilen uygulamaların çoğunda benimsenen "tip proje ve tip yapı" anlayışı yapının ait olduğu yerin iklimsel, yerel ve topografik özelliklerini dışlayan, mimarsız bir yapılaşmanın önünü açmakta, kentlerin ve kamusal alanların birbirine benzer, kimliksiz ve yersiz yapılardan oluşmasını getirmektedir. Kısa vadede proje ekonomisi ve üretim kolaylığı gibi nedenlerle meşrulaştırılan bu yapılar ulaştıkları yoğunluk sonucunda kentlerin hakim yüzünü belirlemekte, kent üzerinde onarılamayacak ölçüde bir tahrip etkisi oluşturmakta, uzun vadede büyük ekonomik maliyetler getirmekte, çevreye yönelik sosyal ve kültürel sorunların kaynağını oluşturmaktadır. TOKİ uygulamalarının çoğu kısa vadede çözüm gibi sunulsa da zaman içinde mimarlığı ve çağdaş kentleşme standarlarını dışlayan yeni gecekondu alanları olarak algılanmaya açık kalacaklardır.

Başta Kamu yapıları olmak üzere pek çok yapı türü için "yapay kimlik" oluşturulmasına yönelik olarak bir gündem oluşturulmakta, popüler kültür ortamında "Osmanlı, Selçuklu" ve benzeri sıfatlarla tanımlanan bu pazarlama ve tüketim olgusu kent ve mimarlık kültürünün yanısıra alıntı yapılan kaynakların kendilerine de zarar vermekte, mimarlık alanındaki zengin kültürel ve tarihi birikimimizi değersizleştirmektedir. Bu uygulamaların çoğunda tarihi ve kültürel değerlerimiz özünden ve eleştirel bir bilinçten uzak, naïf birer taklit kaynağı olarak değerlendirilmekte, mimari bir değer ya da unsur olmaktan çok ideolojik bir tutum olarak işlevselleştirilmektedir. Tarihi geçmişimize ve kültürümüze referans verme biçimini taklit ve yapıştırma biçimlere indirgenerek sahte bir mimarlık yaratma çabası bugünün çağdaş mimarlığı kadar geçmişin birikimine de yapılan bir haksızlık ve saldırı olarak algılanmalıdır.

Bütün bu sorunların mimarlık mesleği üzerindeki aşındırıcı etkilerinin tartışıldığı ve örneklendiği oturumlar sonunda serbest mimarlık yapan mimarların örgütlü olarak biraraya gelmesinin, bugünün ortamında, daha da önemli olduğunun altı çizilmiş, SMD'leri biraraya getiren bir Federasyon kurulması, bu çatı altında birleşilmesi ve farklı bölgelerde örgütlenen derneklerin tüzüklerinin uyumlu hale getirilmesine karar verilmiştir. SMD'ler ve Federasyonun öncelikli hedefi Türkiye'de çağdaş bir mimarlık politikası ve kapsamlı bir meslek yasası oluşturulmasına katkı sağlamaktır. Buna bağlı olarak mimarlık hizmetinin ve uygulama koşullarının iyileştirilmesi, yapı kalitelerinin arttırılması, nitelikli bir kentsel çevreye yönelik kültürel bilincin oluşturulması ve duyarlılığın arttırılması, proje hizmetlerinin bedel ve standartlarının belirlenmesi, telif haklarının korunması, yapılı çevreye yönelik hukuki düzenlemelerin yapılması ve nihayet kültürel ve tarihi değerlerimiz ile kentsel çevre kalitelerinin korunması gibi konularda SMD lerin daha etkin rol alması, müdahil ve belirleyici olması beklenmektedir.

 
Web Uygulama: AdaNET