TSMD
 
 
istanbulsmd
izmir smd
Çanakkale Çalıştayı
Serbest Mimarlar Dernekleri 2. Mimarlık Buluşması
Çanakkale Çalıştayı

Türkiye'de "tasarım" yapan ve yapılı çevrenin üretimine doğrudan katkı sağlayan öncü mimarların kurumsal biraradalığını oluşturan Serbest Mimarlar Dernekleri 28-30 Ekim tarihleri arasında Çanakkale'de bir çalıştay düzenlediler. Kale grubu'nun ev sahipliğinde düzenlenen çalıştayda mimarlık ortamının öne çıkan isimleri Türkiye'de mimarlık, kentleşme gibi konularda gündemde olan sorunları tartıştılar, çözüm önerileri sundular. Çalıştayda ağırlıklı olarak ele alınan konular dört başlık altında toplandı.

  • Mimarlık Mesleği'nin uygulanmasına ve proje niteliklerinin artırılmasına yönelik sorunlar
  • TOKİ uygulamalarının ve "kentsel dönüşüm" süreçlerinin sonuç ürün niteliklerine yönelik olarak tartışılması
  • Devletin mimarlığa bakışı ve özellikle resmi yapıların elde edilme süreçlerine yönelik sorunlar
  • Serbest Mimarların örgütlenmesi ve mimarlık değerlerinin popular kültür ortamında tanıtılmasına yönelik sorunlar
Serbest Mimarlar Çanakkale Çalıştay'ında kentsel çevrenin ve yaşam kalitemizin belirlenmesinde birinci derece de etkili olan mimarlık ölçeğindeki tasarım süreçlerinin uluslararası standarlarla süreklilik oluşturacak bir yapıda olmadığını, başta devlet yapıları olmak üzere kentsel açıdan belirleyici olan pek çok yapının ve daha üst ölçekte kentsel alan düzenlemelerinin tasarım farklılıkları ve eleştirel bir kültürün gerekleri gözetilmeksizin ihale yöntemi ile elde edildiğini belirttiler. Düşük maliyetli projelerin çoğu zaman nitelikli yapı elde edilmesinin önünde bir engel olduğunu, bu yaklaşımın sonucunda oluşan niteliksiz çevrelerin bedelinin sonradan gerek yapı, gerekse kentsel çevre ölçeğinde kat kat fazla ödendiğini vurguladılar. Uluslararası standartlarda tasarım hizmeti altyapısı sağlayacak çağdaş bir mimarlık yasasına gereksinim duyulduğu, bu yasada telif haklarının yanısıra yapıların müellif seçiminde yeterlilik, deneyim, uzmanlık gibi konuların öne alınması gereğinin altını çizdiler. Özellikle batılı örneklerle karşılaştırıldığında devlet yapılarının elde edilmesinde "proje yarışması" kurumlarının çok kısıtlı olarak kullanıldığı, devlet yapılarının mimarlık ve konunun uzmanı olanlardan çok yöneticilerin öncelik ve beklentileri ile gerçekleştirildiği vurgulandı.

Ülkemizin deprem riskleri gerekçe gösterilerek Belediye'ler kanununda yapılan değişikliklerin ve bu değişiklikler dayanak alınarak uygulama sürecine taşınan "Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanları" projelerinin herşeyden çok hızlı ve ucuz konut üretiminin meşrulaştırıcı zemini olarak kullanıldığı, elde edilen yeni inşaat alanı artışlarının kentsel ölçekte pek çok yeni sorunun oluşmasına yol açacağı vurgulandı. TOKİ uygulamalarının başarısının da salt sure ve maliyet boyutuna indirgenerek değerlendirilmeye çalışıldığı hatırlatılarak, bu uygulamaların gerek estetik, gerek yaşam ortamı, gerekse kentsel altyapı açısından yaratacağı yeni sorunlar tartışmaya açıldı. TOKİ uygulmalarının çoğunda yer, yön, kimlik gibi girdilerin dışlanarak bağlam farkı tanımayan bir tipleşme içinde ele alınan yapılaşmaların mimarlığın temel ilkeleri ile çatıştığı vurgulandı. Bugün "marka kentler" olarak öne çıkan Barselona, Londra, Essen, Rotterdam, Amsterdam gibi kentlerin sunduğu nitelikli mekan ve yapıların arka planında nitelikli tasarım süreçlerinin ve yıllara yayılan cokboyutlu hazırlık çalışmalarının yer aldığı anımsatılarak, gerçek kentsel dönüşüm süreçlerini temsil eden bu örneklerin TOKİ uygulmalarında ‘tünel kalıp sistemi' gücüne dayalı sayısal çokluğun önüne geçemediği, yaşam çevrelerinin kalitesini attırmaya yönelik bir çaba olarak görülemiyeceği belirtildi.

Bugünün Uluslararası ortamında "mimarlık" ve "kent mekanlarının" bir ülkenin kimliğinin oluşması ve tanınmasında birincil etken olduğu vurgulanarak Türkiye'de yöneticilerin mimarlığın bu olanağından yararlanmadığı, özel, özgün, ayrıcalıklı yapı ve kentsel çevre elde etmeye yönelik olarak mimarlığın işlevselleştirilmedi belirtildi. Bu anlamda sn. Başbakan' nın basından izlenen "Selimiye Camii'nin benzerinin İstanbul'a yapılmasına yönelik" düşüncesinin talihsiz bir açıklama olduğu belirtilerek, sahte ve geçmişi doğrudan taklit eden yapıların sadece kendi güçlerini değil orijinallerinin de değerini aşındırdıkları anımsatıldı. Dini yapılar dahil olmak üzere her tür yapının çağdaş olanak, teknoloji ve anlayışlar içinde yapılabileceği ve çağdaş yapım dilleri içinde kültür, tarih ve coğrafyaya referans verilebileceği belirtildi. Benzer biçimde bu tür büyük projelerin , ayrıcalıklı, özgün yapılar elde ederek Türkiye'yi uluslararası ortamda tanıtmak için bir fırsat olarak algılanması gerektiği vurgulanarak bu konuda başbakanlık nezlinde girişimde bulunulması, mimarlık ortamının öncelik ve beklentilerinin anlatılması kararlaştırıldı.

Mimarlık ve Kentsel Çevrelerin gündem içinde vurgulanan sorunları karşısında Serbest Mimarlar Dernekleri'nin daha etkin olarak kurumsallaşması gereği vurgulandı. Buna yönelik olarak farklı kentlerdeki dernekler arasında işbirliği ve iletişimin güçlendirilmesi ve üye sayısının arttırılarak sorunun paydaşı olan kurum ve kurluşlarla daha yoğun bir paylaşım gerçekleştirilmesi önerildi. Bu paydaşların devletin ilgili kurumlarının yanısıra, basın ve yayın organları, üniversiteler, meslek odaları, inşaat sektörü üyeleri ve diğer sivil toplum örgütleri olduğu vurgulandı.

Bir ülkenin mimarlığı ve kentsel yaşam ortamı ile o ülkenin eleştirel kültür düzeyi arasındaki doğrudan ilişki gözetildiğinde mimarlık ve kent değerlerinin toplumsal ortamda tantılması ve benimsetilmesinin yaşamsal bir önem taşıdığı, Türkiye ortamında mimarlık kültürünün yaygınlaşmasının asal bir sorun olduğu vur gulanarak basın ve yayın organları ile ortak projeler geliştirilmesine karar verildi.

Türkiye genelindeki Serbest Mimarlar Dernekleri bu ve benzeri çalıştayları sürekli kılma kararı aldı.

 
Web Uygulama: AdaNET